Deuce Nedir? Bir İzmirli Gençten Mizahi Bir Bakış
Deuce Nedir? Tanım ve Temel Kavramlar
Beni bir İzmirli olarak hayal et. Evet, 25 yaşında, hayatı biraz fazla kafaya takan ama her anı eğlenceli hale getirmeye çalışan bir gencim. Arkadaş ortamında sürekli espriler yaparak, “Abi ne yapıyorsun?” diye soranların sabrını sınarken, içimde bir fırtına kopuyor. Hep böyle kafa yorduğum, sürekli neden-sonuç ilişkileri kurmaya çalışan biriyim ama dışarıya pek belli etmiyorum tabii. İşte, bugün de bu kafa karışıklığımı biraz dışarıya vuruyorum ve “Deuce nedir?” sorusuna mizahi bir açıdan cevap vermeye çalışacağım.
Öncelikle deuce’un tam anlamını açıklayalım.
Deuce, genellikle tenis gibi sporlarda karşımıza çıkan bir terim. Bir oyuncunun, rakibine karşı üstünlük sağlamak için bir sayı kazanması gerektiği, yani “fırsat” olduğu bir durumu ifade eder. Eğer oyuncular 40-40’a (yani eşit sayıya) gelirlerse, bu durum “deuce” olarak adlandırılır. Bir oyuncunun kazanabilmesi için iki sayı fark yapması gereklidir. Kısacası, deuce, maçı bitiren an değil, bu anı tetikleyen o sinir bozucu, her an her şeyin değişebileceği eşitlik anıdır.
Bunu biraz daha modernleştirelim. Deuce, hayatın kendisi gibidir. Hepimiz bir noktada, her şeyin “çok yakın” olduğu, ne olacağını bilemediğimiz bir deuce durumuna geliyoruz. Her şeyin eşit olduğu, kazananın kim olacağını kestiremediğimiz o an… “Sonra ne olacak?” diye düşünürken, biraz daha derine inelim.
Teniste Deuce: İşte O Anlar
Düşünsene, tenis maçındasın, elinde raket, karşında rakibin, saha büyük, herkes izliyor. Bir şekilde 40-40’a geldin. Bir sonraki sayı karar verecek. O kadar stresli bir an ki, topun gidişi sanki seni bir yerden tanıyor. O an, topun havada nasıl süzüldüğünü izlerken kendimi “Bu top, bütün hayatımı belirleyecek” gibi hissettim. Deuce.
Şimdi, sence hayat böyle değil mi? Her şeyin eşit olduğu bir an var. Hiçbir şeyin nasıl gideceğini bilmediğin o an. Bazen kararlar o kadar kritik olur ki, bir küçük hatayla hayatında büyük değişiklikler yaşayabilirsin. Örneğin, “Hayatımda en son ne zaman diyet yapmaya başladım?” sorusu gibi. Sonra deuce’a gelir gibi geliyorsun: “Bir dilim kek mi yesem? Yok, hiç mi akıllanmayacağım?” diye düşünürken de tam 40-40’ı geçiyorsun. O bir dilim kek… Deuce!
Deuce’un Günlük Hayatla İlişkisi
Şimdi biraz daha pratikleşelim, deuce gerçekten sadece tenisle sınırlı değil. Deuce, günlük hayatta da var. Bazen karşına çıkar; biriyle randevundayken, ya da kafanda bir konuda çok kafa karıştırıcı bir düşünce var. Bu, deuce anı! Her şey eşit, her şey son bir adımda. Sonra ne olacak?
Diyelim ki pazara gitmek için hazırlık yapıyorsun. “Hangi sebze daha taze?” diye düşünüyorsun. Bir yandan çorapları bulamıyorsun. Sonra, “Neyse, bugün olmasın, yarın giderim” diye karar veriyorsun. O an bir deuce oluyor. Çünkü hemen karar vermek zorunda değilsin, ama hala iki seçenek var ve birini seçmek zorundasın.
Şimdi de diyelim ki bir arkadaşın sana “Hadi dışarı çıkalım, sinemaya gidelim!” diyor. Ama sen de evde kalıp bir film izlemek istiyorsun. Orada, bir tarafta dışarıda eğlenceli bir gece geçirme fikri var, diğer tarafta ise evde rahatça dinlenmek. İşte deuce burada devreye giriyor: “Bir karar ver, her şey eşit!”
İç Ses: “Hadi Biraz Kendinle Dalga Geç”
Tabii, şimdi bir anlığına kendimi bir kenara koyayım ve şu iç sesime odaklanayım. Hani o “Deuce” durumları var ya, her şeyin tam ortasında, karar vermek zorunda olduğun anlar… İçimden bir ses sürekli bana der ki: “Bak, sen yine bunu kafaya takıyorsun. Hadi git, o çorapları bul, dışarı çık, en azından değişiklik olsun! Zaten içerde kalıp o filmi izlesen ne olacak? Hiçbir şey… Ama dışarı çıkıp bir şeyler yapsan belki de akşamı harika geçireceksin!”
Ama sonra başka bir ses gelir: “Ya ama o çorapları bulana kadar, gerçekten nasıl dışarı çıkacaksın?” O zaman ben de iç sesime: “Buna deuce deniyor. Şimdi ne olacak? Biri kazanacak, biri kaybedecek!” diye bağırırım.
Deuce: Arkadaş Ortamındaki O Huzursuz Anlar
Bir de arkadaş ortamında deuce anı vardır, değil mi? Mesela, bir arkadaşınla birlikte bir karar vermeniz gerekiyor ve her şey çok karışıktır.
“O zaman sinemaya gidelim, ne dersin?”
“Ama ben gerçekten evde kalıp bir şeyler izlemek istiyorum.”
“O zaman dışarıda bir yere oturalım, nasıl?”
“Tamam ama bu sefer cidden şuraya gideceğiz!”
Ve orada, deuce! Kim kazanacak? Ya da kazanan kim olacak? Ne olur, bir karar verin de bir yere gidelim!
O an çok acayip olur, çünkü kimse ne yapmak istediğini gerçekten bilemez, herkes birbirini kandırır ve en sonunda karar yine bende biter. Ah işte, deuce’a geliyoruz! Bazen karar vermek bu kadar zor olabilir, ama aynı zamanda eğlenceli bir oyuna dönüşebilir.
Sonuçta: Deuce!
Gün sonunda deuce her zaman kazananı belli etmeyen bir kavram. Bazen hayatta bir an gelir ki, her şey eşit olur, her şey başa baştır. Kimse ne yapacağını bilemez. Ama işte deuce bu anı tanımlar. Her şeyin tam ortasında olduğun o an, gerçekten hem zorlayıcı, hem de eğlencelidir. Çünkü bir şekilde her şeyin sonu, o kritik anı atlatmanla başlar.
Ve benim gibi, sürekli kafasında dönen düşüncelerle yaşayan birisi için de, deuce… Evet, deuce, aslında her anın tam ortasında olduğumuz, sadece “ya evet ya da hayır” diye karar vermek zorunda kaldığımız bir durumdur. Ama bazen de o kararları alırken kendinle dalga geçebilirsin. Çünkü gerçekten, her şeyin bir deuce olabileceği bir dünyada yaşıyoruz ve asıl eğlenceli kısmı da burada başlıyor!