Eline İğne Batan Hemşire Ne Yapmalı? Bir Anın İçindeki Duygular
Kayseri’nin Soğuk Gecesinde Bir Hemşire
Kayseri’de kış çok sert geçer. Özellikle akşamları, soğuk rüzgar caddelerde kırmızı-beyaz kar taneleriyle karışırken, evde olmak gibisi yoktur. Ancak, o gün evde olamayacak kadar meşguldüm. Hastaneye girdiğimde saat geceyi çoktan geçmişti. Ve her zaman olduğu gibi, bir yandan hastaların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken, bir yandan da kendi duygularımı saklamaya çalışıyordum.
Bir hemşire, insanları iyileştirirken bazen kendisi de yaralanabilir, hem bedenen hem de ruhen. İşte o akşam, ilk kez böyle bir şey yaşadım: Eline iğne batmıştım. Ancak bunun, tıbbi olarak basit bir sorun olmadığını fark ettiğimde hissettiğim şeyin karmaşıklığını anlatmam o kadar zor ki.
O Anki Sessizlik ve Çekişme
O akşam bir yoğunluk vardı. Acil servis girişi, bir anda patlayan sirenler ve hastaların bir an önce ilgilenilmesini bekleyen bakışları arasında kaybolmuştum. Hastaları birer birer odalarına yerleştirirken, ellerimdeki eldivenlerle her şeye dikkat etmem gerektiğini biliyordum. Ama bir anlık dikkatsizlik, her şeyin değişmesine neden oldu.
O an, o kadar büyük bir yoğunluğun içinde bir anlık dalgınlıkla elime batmış olan iğneyi fark ettim. “Olmaz!” dedim içimden. Her şeyin ne kadar hızlı ve sert bir şekilde değişebileceğini hiç düşünmemiştim. Evet, iğne batması hayatımı tehlikeye atabilecek bir şey değildi, ama yine de işin psikolojik boyutunda korkularım vardı. “Ya bir şey olursa? Ya her şey kötüye giderse?”
Eline iğne batmış bir hemşire ne yapmalı sorusunu o anda sorarken, bir yandan da işin ciddiyetini göz önünde bulunduruyordum. Tıbbi bilgi bir yana, ruhsal olarak bu durumu atlatabilmek oldukça zordu. Bir hemşire olarak başka birinin hayatını kurtarmak, o anki duygularımı geride bırakıp yalnızca tedaviye odaklanmak gerekirken, ben bir anda ne yapacağımı bilemedim. İçimde korku, endişe, belki de biraz da hayal kırıklığı vardı.
O Anki Mücadele
Hızla, aslında gereğinden fazla dikkatli şekilde, iğnenin batmış olduğu yeri temizlemeye başladım. Ellerim titriyor, tıpkı o anın içindeki karmaşık duygularım gibi. Acaba bir şey oldu mu? Bir hastalığa yakalanmış mıyım? Ya da bu küçük kazadan sonra meslek hayatım sona mı erecek?
O anda tüm bu düşünceler aklımdan geçerken, kendi içimdeki gücü bulmaya çalışıyordum. Hemşirelerin dayandığı bir özellik vardır: Sakin kalmak. Hastalar bir panik içinde olabilir, bir yandan acıları dayanılmaz hale gelebilir. Ama senin orada, o kişiye güven verirken, ne olursa olsun senin sakinliğin çok önemli. Ve evet, ben de sakin kalmalıydım. Korku duygusunu bir kenara bırakmalı, gerektiği şekilde tedaviye odaklanmalıydım.
Eline iğne batan bir hemşire, ilk önce sakin olmalı. Evet, bu bir kazaydı. Ama aynı zamanda, her gün birçok kez uğraştığım bir şeydi. O anda kendimi bir doktor ya da bir hasta gibi değil, basit bir insana dönüştürüp kendi duygularıma odaklanarak iyileşmeye başladım.
Derin Nefes Almak ve Kendini İyi Hissedin
Bazen, tıbbi bilgiler kadar psikolojik dayanıklılık da önemlidir. Kendine odaklanmak, kendini iyileştirmek bu süreçte her zaman öncelikli olmalı. O akşam, iğneyi batırmış olmamın verdiği hayal kırıklığının, aslında çok büyük bir sorun olmadığını fark ettiğimde bir yandan rahatladım, bir yandan da şunu düşündüm: Her şey bir anda değişebilir. O an kaybettiğim birkaç saniye belki de önemli bir fark yaratabilirdi, ama şimdi daha sakin olmalıyım.
Bu deneyim, bana aslında şunu öğretti: Hemşirelik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir duygusal yolculuktur. Bazen bir hasta, bazen kendi elimize batmış bir iğne, bazen de en sevdiğimiz insanla olan bir ayrılık… Hepsi duygusal yüklere sahiptir. Ama bu yükleri taşıyabilmek için, sakin kalmak, kendine güvenmek ve yalnızca doğru çözüm arayarak ilerlemek gerekir.
Hastalar İçin, Kendin İçin
Sonraki saatlerde, elimi temizledim, bir süre bekledim ve birkaç rutin adım atarak sağlık durumumu kontrol ettim. Neyse ki, bir sorun olmadı. Ama o an içinde hissettiğim şey, yalnızca fiziksel değil, ruhsal bir çöküştü. Hemşire olmak, bazen gerçekten zor. Ama bir hasta için yapılması gerekenleri yapmak, kendi duygularını, korkularını bir kenara bırakıp yalnızca başkalarının iyiliğini düşünmek her zaman daha değerli.
Ve sonra, hastaların odalarını dolaşırken bir yandan da bu hisle yüzleşmek zorunda kaldım. Hemşirelik, hastaların iyileşmesini sağlarken bazen kendi duygusal iyileşmemi unutmamıza neden olabiliyor. Ama o an, kaybettiğim her saniye yerine, doğru kararlar alarak ilerlemek gerektiğini fark ettim.
Sonuç: İğne, Bir Derstir
Eline iğne batmış bir hemşire ne yapmalı? Korkmamalı, endişelenmemeli. Bu bir kazadır. Ve her kazadan sonra, bir ders çıkarılmalıdır. Korktuğum her anın, aslında beni daha güçlü kıldığını fark ettim. İğne sadece bir araçtı. Asıl önemli olan, o an içindeki duygularla baş edebilme kapasitesiydi. Kayseri’de, bu soğuk kış gecesinde, hemşirelik mesleğinin ne kadar değerli olduğunu ve bana ne kadar şey öğrettiğini bir kez daha anlamış oldum.